+ Konuyu Cevapla
Toplam 2 sonuçtan 1 ile 2 arasındakiler gösteriliyor.
  1. #1
    SD Forum Üyesi MüCaHiT is on a distinguished road MüCaHiT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    32
    Rep Puanı
    0

    Smile Sanatın İlkeleri..)

    --------------------------------------------------------------------------------

    Sanatın ilkeleri, belki insan derisiyle kaplı bir anayasa değildir, ama ölçü ve uyumun, inancın ve ruhun, edep ve terbiyenin yasalarıyla kaplıdır. Bu ilkelerin oluşumunda insanlaşma arzusu ve hayali vardır. Sanattaki insanlaşma, tüm evreni kendi içinde toplama ve onun bir sembolü olma hayali. Doğadaki güzelliklere öykünerek ve genellikle taklit ederek ve bunun yanında anlamaya çalışarak yaşamak, sanatın olanakları ile mümkündür. İlk önce insan sanatın farkında değildir, bu eylemi yaparken, birliği ve bütünlüğü yakalama, bütün ruhları onurlandırırken ruhunu dinlendirme, yüreğini yumuşatma, acı ve mutluluğu anlamlandırmanın yollarını bulmaya çalışır.

    Çünkü doğal toplum insanı, gördüklerine ve duyduklarına inanır belki de sanat dalları içinde ilk gelişenin müzik ve resim olması bundandır. Suyun, göklerdeki fırtınalar ve rüzgarların sesleri ve yeryüzünde buldukları karşılıkların, ilişkilerin musikisini anlamaya çalışır. Aynı şekilde yeryüzündeki bazı seslerin göklerde karşılık bulduğunu da görür. İlk günden bugüne dek süren hem topluluk şeklinde ve hem de bireysel bir ilişki ve yaşamı anlamlandırma yoludur. Evrene minnettarlığımızı sunmak ve kederlerimizi dillendirmek için konuşuyor ve şarkı söylüyoruz. Şarkılar şimdi neyi söylüyor? Verili olana baktığımızda toplumsallığımızdan neler yitirdiğimizi görürüz.

    Müzik muhakkak ki ruhları yatıştırmak ve insan faaliyetleri ile evrenin uyumunu yakalamak içindir. Huzur ve ortak coşku yaratmak içindir de. Toplum henüz dili yeni keşfetmiş olabilir, bu mucizevi gelişmeyle sınırlı kalmaz; ona saygı ve kutsallık da yükler. En güzel konuşma ve doğanın ritmine uydurma bilinci. Ritim, sadece aliterasyon ile sağlanamaz, doğanın da sesinin, ritminin eklenmesi gerekir; ancak o zaman birlik ve bütünleşme sağlanabilir ve ruhları inciten sesler olmaktan çıkar ve onları yatıştırır ve dinlendirir: Huzur verir. Denizi yatıştıran denizcilerin şarkıları, toprağı ekip biçenlerin türkü ve dansları bu uyum içindir. Müzik ile .....yı değiştirme ve sonsuz uyumu sağlamaya çalışan müzisyenler, bugün genellikle sadece güdüleri kışkırtmak için uğraşıyorlar. Amacından uzaklaşan müzik toplumsallığı dağıtan yoğun bir eyleme dönüşür ve toplumları krize sokan diğer etmenlerin yanında yerini alır. Bugün olan da budur.

    Dinlerde tanrının sesi tüm sanatları temsil ediyor ve içeriyordu. Tüm dinlerin ilk çıkışı, bozulan insan ve evrenin uyumunu yeniden yapılandırmak içindi. Onun için kurtuluş ve özgürlüğün sesiydi. İnsan neden sanattan kopmuştur, dolayısı ile vicdan ve merhametten kopmuştur? İktidarlar korkulardan beslenir ve yaşarlar. İnsanlar korktukları zaman vicdan ve merhamet biter, korkuları bittiğinde ise merhamet ve vicdan başlar. Tanrının sesi ve sanatı bu korkuları yenmek içindir, ahlakın ve merhametin sesi duyulsun diyedir. Bütün dinler sanatın bu imgelerini esas alır. Yoksa toplumsallık nasıl yaratılacak? Belki düşünce ve mantık bir biçim ve çerçeve yaratabilir, bir sistem de oluşturabilir, ama sanat yaşamı kurar ve sistemlerin sürdürülmesini sağlar. Sanatı devreden çıkardığımızda gerçekte yaşam olmaz, belli bir süre bir varoluştan bahsedilebilir, ama asla sürekli bir yaşam kurulamaz.

    Doğal toplum insanı yarattığı her üretim aracına sanatsal bir nitelik de kazandırdı. Bir çömlek sadece kullanım değeri olan bir nesne gibi görülmedi, ama aynı zamanda bir sanat eseri olarak da görüldü. Her halk kendi renklerini ve kutsal motiflerini ona işledi ve bir anlam da kazandırdı. Bir dokuma, bir saban, bir yayık için de aynı şeyler söylenebilir. Örneğin eski Sovyetlerde asıl olan şeylerin kullanım değeri idi. Üretimler buna göre yapılırdı. Sanattan ve estetikten yoksun, hatta bu olgular 'burjuva' alışkanlıkları çağrıştırdığı için hor görülürdü. Eski Çin Halk Cumhuriyeti'nde ise çok daha katı bir sanat politikası uygulanmakta idi. Sonuçları ne oldu? Sorun sadece bu sistemlerin dağılması değil, ortaya çıkan tipolojide; bir tişört, bir araba için ülkesinden kaçma, başka ülkelere iltica etme idi. O zaman iltica edenler hep bunu söylüyordu. Bunu sadece düşkünlükle açıklayabilir miyiz? Doğrusu ilk toplumsallıkların en önemli birlik eylemi olan güzelliği yaratma ve onunla bir yaşam kurma anlayışı idi.

  2. #2
    Vıp Uye SesliDunyalı has a reputation beyond repute SesliDunyalı has a reputation beyond repute SesliDunyalı has a reputation beyond repute SesliDunyalı has a reputation beyond repute SesliDunyalı has a reputation beyond repute SesliDunyalı has a reputation beyond repute SesliDunyalı has a reputation beyond repute SesliDunyalı has a reputation beyond repute SesliDunyalı has a reputation beyond repute SesliDunyalı has a reputation beyond repute SesliDunyalı has a reputation beyond repute SesliDunyalı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jan 2010
    Yaş
    28
    Mesajlar
    462
    Rep Puanı
    25

    Standart

    güzel paylaşım eline sağlıkkk

+ Konuyu Cevapla

Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

     

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok.
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
ÖNEMLİ UYARI: Mesajlaşma yöntemi dönem dönem yönetim tarafından kontrol edilmektedir !
İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren www.sesliturkiye.com adresimizde 5651 Sayılı Kanun'un 8. Maddesine ve T.C.K' nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur.

www.sesliturkiye.com hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler seslidunya@gmail.com adresinden iletişime gecildikten sonra en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak uygunsuz icerikler kesinlikle kaldırılcaktır.